Ara Yabancı Devlet Aleyhine Asker Toplama Suçu – TCK 306 - 2026

Yabancı Devlet Aleyhine Asker Toplama Suçu – TCK 306 – 2026

Yabancı Devlet Aleyhine Asker Toplama Suçu – TCK 306

TCK Madde 306 – Hızlı Ceza Özeti (2026)

Fıkra / Hâl Ceza Kovuşturma
306/1 – Savaş tehlikesi yaratacak asker toplama veya hasmane hareket 5 – 12 yıl hapis Adalet Bakanı izniyle
306/2 – Fiil sonucu savaş çıkması Müebbet hapis Adalet Bakanı izniyle
306/3 – Yalnızca siyasi ilişkileri bozma veya misilleme tehlikesi 2 – 8 yıl hapis Adalet Bakanı izniyle
306/4 – Siyasi ilişki kesilmesi veya misillemenin gerçekleşmesi 3 – 10 yıl hapis Adalet Bakanı izniyle
306/5 – Kovuşturma koşulu Adalet Bakanının iznine bağlıdır; izinsiz kamu davası açılamaz
306/6 – Meşru müdafaa istisnası Fiilî işgale karşı direniş hareketleri bu madde kapsamı dışındadır
Görevli Mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi
Zamanaşımı 306/1–2: 30 yıl (müebbet) | 306/3–4: 15 yıl

Türk Ceza Kanunu’nun 306. maddesi, Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar bölümünde düzenlenmiş olup Türkiye’yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak biçimde yetkisiz olarak yabancı bir devlet aleyhine asker toplama ya da diğer hasmane hareketlerde bulunmayı ağır yaptırımlarla karşılar. Suçun cezası; tehdidin niteliğine, savaş ya da misillemenin gerçekleşip gerçekleşmediğine ve fiilin diplomatik sonuçlarına göre beş yıldan müebbete kadar uzanmaktadır. Türk hukukunda bu suçun dava açılabilmesi için Adalet Bakanının izninin zorunlu olması, suçun devletlerarası boyutunu ve siyasi duyarlılığını gözler önüne sermektedir.

TCK Madde 306 Kanun Metni
TCK Madde 306 Kanun Metni

TCK Madde 306 Kanun Metni (Resmî Metin)

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 306Yabancı devlet aleyhine asker toplama

(1) Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde, yetkisiz olarak, yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiil sonucu savaş meydana gelirse faile müebbet hapis cezası verilir.

(3) Fiil, sadece yabancı devletle siyasal ilişkileri bozacak veya Türkiye Devleti veya Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte ise faile iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.

(4) Siyasal ilişki kesilir veya misilleme meydana gelirse üç yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(5) Bu maddede yer alan suçun kovuşturulması Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

(6) Bu madde hükümleri, fiilî savaş hâlinde ülke topraklarının tamamını veya bir kısmını işgal eden yabancı devlet kuvvetlerine karşı meşru müdafaa amaçlı direniş hareketleri hakkında uygulanmaz.

Kaynak: mevzuat.gov.tr – 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Suçun Hukukî Temeli ve Kanun Gerekçesi

TCK 306, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlığını taşıyan 13. bölümde yer almaktadır. Bu konumlandırma, suçun bireysel menfaatler yerine devletin dış egemenliğini, barış ortamını ve uluslararası ilişkilerini koruma amacı taşıdığını açıkça ortaya koyar.

Madde 306 – Resmî Kanun GerekçesiBu madde, Türkiye’yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak fiilleri önlemek ve böylece Türkiye bakımından dış barışı korumak amacını gütmektedir. Barışa karşı işlenen özel bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada yer alan birinci seçimlik hareket, ülkede yabancı bir devlete karşı asker toplamaktır; diğeri ise yabancı devlete karşı hasmane hareketlerde bulunmaktır. Asker toplama fiilinin Türkiye Devletini savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde olması gerekir. Böyle bir tehlikenin bulunmadığı hâllerde suç oluşmaz. Söz gelimi Güney Amerika’daki bir ülkede muharip sıfatını almış bulunan ihtilalcilere yardım maksadıyla asker toplanılması hâlinde, Türkiye bakımından bir savaş tehlikesi ortaya çıkmayacağından suçun oluştuğundan söz edilemez; toplanan asker sayısının çok az olması hâlinde de suç oluşmaz.

Suçun oluşabilmesi için asker toplama hususunda Türkiye Hükûmetinin onayının bulunmaması gerekmektedir. İkinci ilâ dördüncü fıkralarda, asker toplama veya hasmane hareketlerde bulunma fiillerinin meydana getirebilecekleri neticelere göre faillere ayrı ayrı cezalar verileceği belirtilmiştir.

Suçun Koruduğu Hukukî Değer

TCK 306’nın koruduğu değerler; iç içe geçmiş birkaç katmandan oluşmaktadır:

  • Türkiye’nin dış barışı: Ülkenin herhangi bir yabancı devletle savaşa sürüklenmesinin önlenmesi.
  • Türk vatandaşlarının güvenliği: Misilleme riski altında kalan Türk diasporası ve Türkiye çıkarlarının korunması.
  • Devletin egemenliği: Savaş ilan etme yetkisinin münhasıran yetkili devlet organlarında kalması; bireylerin ya da özel grupların bu yetkiyi gasp edemeyeceği ilkesi.
  • Uluslararası hukuka uygunluk: Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini ihlal edecek tek taraflı silahlı eylemlerin engellenmesi.

Suçun Temel Unsurları

1. Fail: Herhangi Bir Gerçek Kişi

Bu suç özgü bir suç değildir; fail herhangi bir gerçek kişi olabilir —Türk vatandaşı, yabancı uyruklu ya da çifte vatandaş. Devlet adına hareket etmeyen her kişi bu suçun potansiyel failidir. Yetkili devlet organlarının (ordu, istihbarat teşkilatı vb.) resmî görevi kapsamında gerçekleştirdiği eylemler suç teşkil etmez; belirleyici olan “yetkisizlik” unsurununun varlığıdır.

2. Yetkisizlik Unsuru

Fiilin Türkiye Hükûmetinin onayı ya da yetkisi olmaksızın gerçekleştirilmesi şarttır. Resmî makamların izni, kararname ya da kanun hükmüne dayanılarak yürütülen eylemler bu suçun kapsamı dışındadır. “Yetkisizliği” ispat yükü savcılığa aittir; sanık ise yetkinin varlığını delillendirme hakkını korur.

3. Hedef: Yabancı Bir Devlete Karşı

Asker toplama ya da hasmane hareketlerin belirli bir yabancı devleti hedef alması gerekmektedir. Belirsiz ya da farazî bir düşmana yönelik soyut eylemler bu kapsama girmez. Hedef devletin Türkiye ile ticarî, siyasi ya da tarihi ilişki düzeyi suçun oluşumu açısından değil; tehdidin somutluğu açısından değerlendirmeye alınabilir.

4. Savaş Tehlikesi Yaratma

Fiilin Türkiye Devletini savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak nitelikte olması şarttır. Kanun gerekçesine göre bu tehlikenin somut ve gerçek olması gerekir; varsayımsal ya da çok uzak ihtimaller yetmez. Tehlikenin somutluğunu değerlendirmede mahkeme; fiilin ölçeği, niteliği, hedef devletin tutumu ve dönemin uluslararası konjonktürünü gözetir.

5. Seçimlik Hareketler

Suç, iki seçimlik hareketle işlenebilir:

  • Asker toplama: Yabancı bir devlete karşı savaşmak ya da çatışmaya katılmak amacıyla kişileri askere almak, kaydetmek, örgütlemek ya da gönüllü olarak silah altına çağırmak.
  • Diğer hasmane hareketler: Asker toplama dışındaki ve yabancı devleti doğrudan hedef alan düşmanca eylemler. Yabancı devlet topraklarına saldırı planlamak, sabotaj örgütlemek, silahlı grup finanse etmek ya da sınır ötesi silahlı operasyon hazırlığı içinde olmak bu kapsamda değerlendirilebilir.

TCK 306 Fıkralarının Ayrıntılı Analizi

306/1 – Temel Hâl: Savaş Tehlikesi Yaratan Eylem (5–12 Yıl)

Suçun temel ve en sık uygulanacak görünümüdür. Fiilin gerçekleşmesi yeterlidir; savaşın fiilen çıkması ya da diplomatik ilişkilerin kesilmesi gerekmez. Savaş tehlikesinin varlığı; uluslararası ilişkiler uzmanları, güvenlik analistleri ve gerektiğinde diplomatik yazışmalar aracılığıyla mahkemede kanıtlanır.

Kanun gerekçesindeki sınır: Toplanan asker sayısının Türkiye için gerçek bir savaş tehlikesi oluşturamayacak kadar az olması hâlinde suç oluşmaz. Bu, mahkemenin fiilin ölçeğini ve kapasitesini somut olgularla değerlendirmesini zorunlu kılar.

306/2 – Savaş Çıkması: Müebbet Hapis

Failin eylemi ile savaşın patlak vermesi arasında nedensellik bağı bulunması hâlinde müebbet hapis cezası uygulanır. Bu; netice sebebiyle ağırlaşmış bir hâldir: fail savaş çıkmasını kastetmemiş olsa dahi fiilin bu sonucu doğurmuş olması yeterlidir.

Nedensellik bağının kanıtlanması son derece güçtür. Savaşın pek çok faktörün bileşiminden kaynaklandığı gerçeği gözetildiğinde savcılık; failin eyleminin “ancak bu eylem olmasaydı savaş çıkmazdı” ölçütünü karşılayıp karşılamadığını somut delillerle ortaya koymak zorundadır. Bu güçlük savunma açısından değerli bir argüman zemini oluşturmaktadır.

306/3 – Yalnızca Siyasi İlişkileri Bozma veya Misilleme Tehlikesi (2–8 Yıl)

Fiilin savaş tehlikesi yaratmadığı ama Türkiye ile yabancı devlet arasındaki siyasi ilişkileri bozacak ya da Türkiye ya da Türk vatandaşlarını misilleme riskiyle karşı karşıya bırakacak nitelikte olması hâlinde bu fıkra uygulanır.

Bu hâlin uygulanabilmesi için suçun 306/1 kapsamına girmemesi —yani savaş tehlikesi yaratmaması— fakat diplomatik sonuçlara yol açma kapasitesi taşıması gerekir. Pratikte 306/1 ile 306/3 arasındaki sınır, fiilin ölçeği ve yoğunluğuyla belirlenir. 306/3 daha hafif ve sınırlı kapsamlı eylemleri kapsamaktadır.

306/4 – Siyasi İlişki Kesilmesi veya Misillemenin Gerçekleşmesi (3–10 Yıl)

Üçüncü fıkraya paralel bir yapı taşır; ancak burada tehlike aşamasından öteye geçilmiş, siyasi ilişki fiilen kesilmiş ya da misilleme gerçekleşmiştir. 306/3 tehlikeyi, 306/4 ise bu tehlikenin somutlaşmış halini karşılar.

Misillement ya da siyasi ilişki kesilmesinin failin eylemiyle nedensellik bağını taşıyıp taşımadığı; Dışişleri Bakanlığı’nın yazışmaları, diplomatik notalar, uluslararası açıklamalar ve uzman tanıklıkları ile ispat edilmeye çalışılır.

TCK 306/5 – Adalet Bakanının İzni: Kovuşturma Ön Şartı

Bu madde kapsamındaki suçların kovuşturulması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Bu; olağanüstü önemli bir usul şartıdır; izin alınmadan savcılığın iddianame düzenleyip dava açması hukuka aykırıdır.

Adalet Bakanı izninin işlevi: Bu şart; ağır siyasi ve diplomatik sonuçlar doğurabilecek kovuşturmalarda devlet kurumlarının birbiriyle çelişen adımlar atmasını önlemek, söz konusu davalarda yürütme organının değerlendirmesine başvurmak ve Türk-yabancı devlet ilişkilerini gözetmek amacıyla getirilmiştir. İzin yargı denetimini değil; kovuşturmanın başlatılması kararını siyasi sorumluluğu taşıyan bir makama bırakır. İzin verilmemesi suçun varlığını ortadan kaldırmaz; yalnızca kamu davası açılamaması sonucunu doğurur.
İzinsiz açılan davanın akıbeti: Adalet Bakanı izni olmaksızın açılan kamu davası, bu usul kusurunun tespiti hâlinde düşürülür. İznin sonradan alınması durumuna ilişkin içtihat tartışmalı olmakla birlikte, iznin dava şartı olduğu kabul edilmekte ve bu şartın eksikliği hâlinde mahkemenin davayı usulden reddetmesi gerekmektedir.

TCK 306/6 – Meşru Müdafaa İstisnası

Bu madde hükümleri; fiilî savaş hâlinde ülke topraklarının tamamını ya da bir kısmını işgal eden yabancı devlet kuvvetlerine karşı meşru müdafaa amaçlı direniş hareketleri hakkında uygulanmaz.

Bu istisna; uluslararası insancıl hukuk (BM Şartı m. 51) çerçevesinde bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkını güvence altına alan bir düzenlemedir. Fiilî işgal altında vatandaşların direniş örgütlemesi, kuvvetlere katılması ya da lojistik destek sağlaması bu madde kapsamında suç sayılmaz.

İstisnada iki temel koşul: Birincisi, fiilî bir savaş hâlinin mevcut olması —teorik ya da kurgusal bir senaryo değil, yaşanmakta olan bir silahlı çatışma. İkincisi, yabancı kuvvetlerin Türk topraklarını fiilen işgal etmesi —barışçıl geçiş ya da misafir konumundaki müttefik kuvvetler bu kapsamda değildir. Her iki koşul birlikte sağlandığında direniş hareketleri bu maddeden muaftır.

Suç ile Bağlantılı Diğer TCK Maddeleri

TCK Maddesi Suç Adı İlişki
TCK 302 Devletin bütünlüğüne karşı suçlar Türkiye’yi parçalamaya yönelik eylemler; 306’dan daha ağır
TCK 303 Düşmanla iş birliği etme Savaş döneminde düşman devlet adına hareket etme
TCK 304 Türk kanunlarına göre kurulan orduya karşı eylemler Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı doğrudan eylem
TCK 305 Temel millî yararlara karşı eylemler Yabancı çıkar için Türkiye aleyhine faaliyet
TCK 314 Silahlı örgüt kurma ve yönetme Örgütlü yapı içinde gerçekleştirilen asker toplama
TCK 316 Savaş zamanı suçu Savaş döneminde silahlı kuvvetlere zarar verme

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Şikâyet Koşulu ve Uzlaşma

Bu suç bireysel mağdura değil kamusal düzene ve devlet güvenliğine yönelik olduğundan şikâyete bağlı değildir. Savcılık, suçu öğrenir öğrenmez —Adalet Bakanı iznini aldıktan sonra— re’sen soruşturma başlatır.

Uzlaşma da mümkün değildir; toplumun geneline yönelik bu nitelikteki suçlarda uzlaşma prosedürü uygulanmaz.

Dava Zamanaşımı
  • 306/1 (azami 12 yıl hapis): Dava zamanaşımı 15 yıl.
  • 306/2 (müebbet hapis): Dava zamanaşımı 30 yıl.
  • 306/3 (azami 8 yıl hapis): Dava zamanaşımı 15 yıl.
  • 306/4 (azami 10 yıl hapis): Dava zamanaşımı 15 yıl.

Zamanaşımı suçun işlendiği tarihten başlar. Adalet Bakanı izninin alınması ya da soruşturmanın başlatılması zamanaşımını keser.

Hukukî İçtihat ve Emsal Kararlar – TCK Madde 306

Yargı İçtihadı – Savaş Tehlikesinin Somut Olması ZorunluluğuTCK 306/1 kapsamında suçun oluşabilmesi için Türkiye’yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakma unsurunun soyut değil somut biçimde gerçekleşmesi aranmaktadır. Kanun gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, Türkiye bakımından fiilî bir savaş tehlikesi doğurmayacak faaliyetler —uzak coğrafyalardaki yerel çatışmalara sembolik katılım ya da son derece sınırlı sayıda kişiyle gerçekleştirilen eylemler— bu madde kapsamında değerlendirilemez. Tehdidin somutluğu; fiilin ölçeği, kapasitesi ve dönemin uluslararası konjonktürü çerçevesinde belirlenir.

Yargı İçtihadı – Adalet Bakanı İzninin Dava Şartı NiteliğiTCK 306/5’te öngörülen Adalet Bakanı izni, kovuşturmanın zorunlu ön koşuludur. Bu izin alınmadan açılan dava, CMK’nın dava şartlarına ilişkin hükümleri çerçevesinde usulden reddedilmektedir. İzin yargı denetiminin konusu değildir; yürütme organının takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak iznin verilmemesi, suçun işlendiği ya da işlenmediği gerçeğini etkilemez.

Yargı İçtihadı – “Yetkisizlik” Unsurunun İspatıSuçun oluşabilmesi için fiilin Türkiye Hükûmetinin onayı ya da yetkisi olmaksızın gerçekleştirilmesi şarttır. Failin, göreviyle bağlantılı resmî bir talimat ya da yetki belgesiyle hareket ettiğini kanıtlaması hâlinde “yetkisizlik” unsuru ortadan kalkar. Gizli devlet operasyonlarında yetki belgesinin kamuya açık olmaması savunma bakımından güçlük yaratsa da yetkinin varlığı belgeler, tanıklık ya da ilgili makamların beyanları aracılığıyla ispat edilebilir.

Yargı İçtihadı – 306/1 ile 306/3 Arasındaki Nitelendirme SınırıFiilin savaş tehlikesi yaratıp yaratmadığı (306/1) ya da yalnızca siyasi ilişkileri bozma ya da misilleme tehlikesi doğurup doğurmadığı (306/3) arasındaki ayrım; her olayın kendine özgü koşullarına —fiilin kapsamı, asker ya da silah miktarı, hedef devletin askeri kapasitesi ve o dönemdeki ikili ilişkilerin durumu— göre belirlenmektedir. Mahkeme bu değerlendirmede güvenlik uzmanlarının ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının bilirkişi görüşlerine başvurabilir.

Yargı İçtihadı – Meşru Müdafaa İstisnasının KoşullarıTCK 306/6’daki istisnanın uygulanabilmesi için; Türk topraklarının yabancı kuvvetlerce fiilen işgal altında olması ve faillerin eylemlerinin bu işgale karşı direnişin bir parçası niteliği taşıması zorunludur. İşgalin varlığı, barış ortamında yabancı kuvvetlerin sahada bulunmasından ya da askerî manevra hâlinden farklıdır. Bu istisnayı savunmada öne süren sanık; fiilî işgal koşulunu somut belgeler —uluslararası açıklamalar, savaş hâli ilanı, fiilî çatışma kayıtları— ile kanıtlamak zorundadır.

Yargı İçtihadı – 306/2’de Nedensellik Bağının İspatıFailin eylemi ile savaşın patlak vermesi arasındaki nedensellik bağının kanıtlanması son derece yüksek bir ispat standardı gerektirmektedir. Savaşın genellikle birbiriyle bağlantılı pek çok faktörün bileşiminden kaynaklandığı gözetildiğinde, savcılık failin eyleminin olmasa idi savaşın çıkmayacağını ya da çok önemli ölçüde gecikeceğini göstermek zorundadır. Bu yüksek ispat eşiği savunma açısından değerli bir argüman zemini sunmaktadır.

Yargı İçtihadı – “Diğer Hasmane Hareketler” Kavramının Kapsamı“Diğer hasmane hareketler” ibaresi; asker toplama dışında, yabancı bir devleti doğrudan hedef alan düşmanca eylemleri kapsar. Bu kapsamda; yabancı ülke topraklarına saldırı planlamak, silahlı gruplara silah ve teçhizat temin etmek, sabotaj operasyonu koordine etmek ya da yabancı askeri güçlere doğrudan lojistik destek sağlamak değerlendirilebilir. Bununla birlikte “hasmane” nitelemenin, barışçıl diplomatik faaliyetleri, siyasi beyanları ya da yardım kuruluşlarının insanî faaliyetlerini kapsamadığı gözetilmektedir.

Sık Sorulan Sorular – TCK Madde 306

Yabancı devlet aleyhine asker toplama suçunun cezası ne kadardır?

Suçun niteliğine ve sonucuna göre dört farklı ceza aralığı öngörülmüştür: Temel hâl (savaş tehlikesi): 5–12 yıl hapis. Savaşın fiilen çıkması: Müebbet hapis. Yalnızca siyasi ilişki bozma ya da misilleme tehlikesi: 2–8 yıl hapis. Siyasi ilişki kesilmesi ya da misillemenin gerçekleşmesi: 3–10 yıl hapis.

Adalet Bakanı izni neden gereklidir?

Bu suç, Türkiye’nin dış ilişkilerini doğrudan etkileyen ağır diplomatik sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Kovuşturmanın Adalet Bakanı iznine bağlanması; söz konusu davalarda yürütme organının değerlendirmesine başvurmak, birbiriyle çelişen devlet adımlarını önlemek ve Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini gözetmek amacı taşımaktadır. İzin bir dava şartıdır; alınmadan açılan dava usulden düşürülür.

Savaş çıkmasına sebep olmadan bu suç işlenebilir mi?

Evet. 306/1 temel hâlde suçun tamamlanması için savaşın fiilen patlak vermesi gerekmez; Türkiye’yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak nitelikte bir eylem gerçekleştirilmesi yeterlidir. Savaşın çıkması yalnızca cezayı ağırlaştıran (306/2) nitelikli bir hâldir.

Meşru müdafaa istisnası (306/6) ne zaman uygulanır?

Türk topraklarının tamamı ya da bir kısmının yabancı kuvvetlerce fiilen işgal edildiği savaş hâlinde, bu işgale karşı meşru müdafaa amacıyla gerçekleştirilen direniş hareketleri TCK 306 kapsamı dışındadır. İstisnanın uygulanabilmesi için fiilî savaş ve toprak işgali koşullarının somut biçimde gerçekleşmiş olması zorunludur.

Bu suç Türk vatandaşları dışındaki kişilere uygulanır mı?

TCK’nın yer bakımından uygulanma hükümlerine göre bu suç; Türkiye’de işlenmesi hâlinde faili vatandaş ya da yabancı olsun uygulanır. Suçun yurt dışında işlenmesi durumunda ise TCK’nın yurt dışında işlenen suçlara ilişkin hükümleri (TCK 8 ve devamı) çerçevesinde değerlendirme yapılır. Suçun Türkiye’nin güvenliğini doğrudan etkileyen niteliği, yetki alanının geniş yorumlanmasını destekler.

Devlet Güvenliğine Karşı Suçlarda Danışmanlık AlınTCK 306 kapsamındaki yabancı devlet aleyhine asker toplama suçları; Adalet Bakanı izni prosedürü, savaş tehlikesinin somutluğunun tartışılması, meşru müdafaa istisnasının değerlendirilmesi ve olası suç örtüşmelerinin analizi bakımından son derece teknik ve siyasi boyutlar içermektedir. Bu nitelikteki davalar ülkemizde son derece ender görülmekte ve her biri kendine özgü uluslararası bağlamlar taşımaktadır. Soruşturmanın ilk anından itibaren deneyimli bir ceza avukatına danışmanız hak kayıplarını önler.

Sakarya Ceza Avukatı

Yorum Ekle

Sakarya Avukat Murat Karakoç, ceza hukuku, aile hukuku ve diğer hukuki alanlarda avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Sakarya’da yürütülen hukuki süreçlerde mevzuata uygun ve titiz bir çalışma anlayışı benimsenmektedir.

İletişim Bilgileri

0 532 472 33 54
av.muratkarakoc@hotmail.com
Şeker Mahallesi, Kader Sokak No:30 Adapazarı / SAKARYA