Ara İftira Suçu ve Cezası – TCK Madde 267 | 2026

İftira Suçu ve Cezası – TCK Madde 267 | 2026

İftira Suçu ve Cezası TCK Madde 267

TCK Madde 267 İftira Suçu – 2026

Fıkra / Hâl Ceza Şikâyet / Uzlaşma
267/1 – Temel iftira 1 – 4 yıl hapis Şikâyet aranmaz — re’sen | Uzlaşma yok
267/2 – Delil veya eser uydurarak iftira Temel ceza + 1/2 artırım → 1,5 – 6 yıl Re’sen | Uzlaşma yok
267/3 – Mağdura tutuklama/gözaltı dışı koruma tedbiri uygulanmışsa Temel/nitelikli ceza + 1/2 artırım Re’sen | Uzlaşma yok
267/4 – Mağdur gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa Temel ceza + ayrıca TCK 109 (hürriyetten yoksun kılma) — dolaylı fail Re’sen | Uzlaşma yok
267/5 – Mağdur ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet cezasına mahkûm olduysa 20 – 30 yıl hapis Re’sen | Uzlaşma yok
267/6 – 5. fıkra + ceza infaza başlandıysa 5. fıkra cezası + 1/2 artırım Re’sen | Uzlaşma yok
Etkin pişmanlık (TCK 269) – soruşturma başlamadan dönme Ceza verilmez
Etkin pişmanlık – kovuşturma başlamadan dönme 2/3’e kadar indirim
Etkin pişmanlık – mahkûmiyet öncesi dönme 1/2’ye kadar indirim
Zamanaşımı (özel kural) Mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar (267/8)
Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi (267/1–4) | Ağır Ceza (267/5–6)
267/3 ile 267/4 Karıştırılmamalıdır: Bazı arama sonuçlarında “tutuklama veya gözaltı halinde ceza artırılır” şeklinde 267/3 kapsamında aktarılmaktadır. Bu hatalıdır. TCK 267/3; gözaltı ve tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinde (el koyma, adlî kontrol, yurt dışı çıkış yasağı vb.) uygulanır ve 1/2 artırım getirir. Gözaltı ve tutuklama hâlindeki düzenleme ise 267/4 kapsamındadır; bu hâlde artırım değil, iftira edenin ayrıca TCK 109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) kapsamında dolaylı fail olarak ayrıca sorumlu tutulması söz konusudur. Bu iki fıkranın karıştırılması; iddianame kurgusu ve savunma stratejisinde ciddi hataya yol açmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi; işlemediğini bildiği hâlde bir kimseye hukuka aykırı fiil isnat ederek hakkında soruşturma, kovuşturma ya da idari yaptırım başlatılmasını sağlamayı; son derece ağır ve kademeli bir yaptırım mimarisiyle düzenlemektedir. Mağdur bu yüzden gözaltına alınmış, tutuklanmış ya da mahkûm edilmişse yaptırım dramatik biçimde yükselirken; TCK 269 kapsamındaki etkin pişmanlık hükmü; zamanında caymanın cezayı tamamen ortadan kaldırabilmesine zemin hazırlamaktadır.

TCK Madde 267 Kanun Metni
TCK Madde 267 Kanun Metni

TCK Madde 267 Kanun Metni (Resmî Metin)

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 267

İftira

(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.

Kaynak: mevzuat.gov.tr – 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Suçun Dört Zorunlu Unsuru

Unsur Açıklama Eksik Olursa
1. İsnat edilenin hukuka aykırı fiil olması Suç teşkil eden ya da idari yaptırım gerektiren bir fiil isnat edilmelidir Salt ahlaki değerlendirme veya iftira → farklı suç kategorileri
2. Failin masum olduğunu bilmesi “İşlemediğini bildiği hâlde” ifadesi doğrudan kast zorunludur Gerçek olduğuna inanan fail → iftira değil, olsa olsa yanlış ihbar
3. Yetkili makama ihbar / şikâyet ya da basın-yayın aracılığı Savcılık, koluk, idare ya da kamuoyuna yayın Özel kişiye söylemek → hakaret veya başka suç olabilir
4. Amaç: soruşturma, kovuşturma ya da idari yaptırım başlatılmasını sağlamak Özel kast zorunludur — genel zarar verme amacı yetmez Kasıt kanıtlanamıyorsa → beraat

İftira ile Hak Arama Özgürlüğü Arasındaki Kritik Sınır

Uygulamada en çok tartışılan mesele; gerçek olduğuna inanan kişinin yaptığı şikâyetin iftira sayılıp sayılmayacağıdır. Yargıtay bu sınırı son derece net biçimde belirlemiştir:

Şikâyet Biçimi İftira Suçu Oluşur mu? Gerekçe
İddia ettiğinin doğru olduğuna gerçekten inanan kişi ispatlayamadı Hayır “İşlemediğini bildiği hâlde” koşulu karşılanmamış
Doğru olduğundan kuşkusu var ama yine de şikâyet etti Tartışmalı Yargıtay: kuşkunun bilinçli görmezden gelinmesi kast sayılabilir
Yanlış olduğunu kesin biçimde bilerek ihbar etti Evet Doğrudan kast tam olarak karşılanmış
Anlaşmazlık sırasında öfkeyle “savcıya veririm” demek Hayır — henüz suç yok Salt tehdit; fiilî ihbar gerçekleşmedi
Ispat edememe tek başına iftira değildir: Anayasa güvencesindeki hak arama özgürlüğü (AY m. 36) çerçevesinde; şikâyet eden kişinin iddiasını kanıtlayamamış olması; iftira kastının tek başına kanıtı sayılmamaktadır. Mahkeme; şikâyetçinin gerçekten inandığı bir iddiayı mı, yoksa yalan olduğunu bilerek yönelttiği bir ihbarı mı söz konusu olduğunu bütüncül biçimde değerlendirmektedir.

267/3 ile 267/4 Arasındaki Kritik Fark

Bu iki fıkra; uygulamada en sık karıştırılan düzenlemelerdir. Aralarındaki sınır; uygulanan koruma tedbirinin türüne göre belirlenmektedir:

Mağdura Uygulanan Tedbir İlgili Fıkra Yaptırım
Adlî kontrol, el koyma, yurt dışı çıkış yasağı, mal varlığına tedbir 267/3 Temel ceza + 1/2 artırım
Gözaltı veya tutuklama 267/4 Temel ceza + ayrıca TCK 109 (dolaylı fail)
267/4 — Dolaylı Fail Sorumluluğunun Önemi: Gözaltı ve tutuklama hâlinde 267/4; iftira edeni salt artırımlı cezayla değil; TCK 109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma: 1–5 yıl hapis) kapsamında dolaylı fail olarak ayrıca cezalandırmaktadır. Bu; iftira suçuna ek olarak tamamen bağımsız bir suçtan daha ceza alınması anlamına gelmektedir. Toplam yaptırım yükü; 267/3’e kıyasla çok daha ağır sonuç doğurmaktadır.

267/5 – Mağdur Mahkûm Edilmişse: 20–30 Yıl Hapis

İftira suçunun en ağır boyutu; iftira nedeniyle mağdurun ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet cezasına mahkûm edilmesidir. Bu hâlde iftira edene 20 ila 30 yıl hapis cezası verilmektedir. Cezanın infazına başlanmışsa 267/6 uyarınca bu ceza yarı oranında daha artırılmaktadır.

TCK 267/8 – Özel Zamanaşımı Kuralı

İftira suçunda zamanaşımı; diğer suçlardan farklı biçimde düzenlenmiştir. Genel dava zamanaşımı suçun işlendiği tarihten başlarken; iftira suçunda zamanaşımı mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten işlemeye başlamaktadır.

Pratik önemi: İftira edilmiş bir mağdur; yıllarca süren bir yargılama sonunda beraat ettiğinde dahi; iftira edenin zamanaşımına uğramamış olması kural olarak sağlanmaktadır. Beraatin kesinleşmesi; zamanaşımını başlatmaktadır; bu tarihten itibaren 8 yıl içinde iftira davası açılabilmektedir.

TCK 269 – Etkin Pişmanlık: Zamanlamanın Belirleyici Rolü

Etkin Pişmanlığın Gösterildiği Aşama Sonuç
Mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce dönme Ceza verilmez
Soruşturma başladıktan, kamu davası açılmadan önce dönme 2/3’e kadar indirim
Kamu davası açıldıktan, mahkûmiyet kesinleşmeden önce dönme 1/2’ye kadar indirim
“Dönme” kavramının içeriği: Yargıtay; etkin pişmanlık kapsamındaki “dönme”nin; yalnızca şikâyeti geri çekmek değil; asılsız isnadı açıkça ve koşulsuz biçimde kabul etmeyi gerektirdiğini içtihat etmektedir. “Belki yanılmışım” ya da “ispatlayamıyorum” beyanı; gerçek dönme sayılmamaktadır.

267/9 – Basın ve Yayın Yoluyla İftira: Ek Yaptırım

Basın ya da yayın organı aracılığıyla işlenen iftira suçunda; mahkûmiyet kararı aynı ya da eşdeğer bir basın-yayın organında ilan edilmektedir. Bu ilan; mağdurun şerefinin onarılması amacını taşımakta olup masrafı hükümlüden tahsil edilmektedir. “Eşdeğer” ölçütünün belirlenmesinde; yayının ulaştığı kitleye oranla benzer bir izlenebilirlik ya da tiraj esas alınmaktadır.

Emsal Yargıtay Kararları – TCK Madde 267

Yargıtay – “İşlemediğini Bildiği Hâlde” Koşulu: Doğrudan Kast Zorunlu

Yargıtay içtihadına göre iftira suçu; yalnızca doğrudan kastla işlenebilir. Failin; isnat ettiği fiilin gerçek olmadığını kesin biçimde bilmesi zorunludur. Olayın doğruluğundan emin olamayan, şüpheyle hareket eden ya da iddiasının ispat edilebileceğine inanan kişi bu suçun faili değildir. İspat yükü; kastın varlığını kanıtlama bakımından iddia makamı üzerindedir.

Yargıtay – Hak Arama Özgürlüğü ve İftira Ayrımı: İspat Edememek Kast Değildir

Yargıtay; şikâyetçinin iddiasını ispatlayamamış olmasının; tek başına iftira kastının kanıtı sayılamayacağını içtihat etmektedir. Anayasal güvence altındaki hak arama özgürlüğü kapsamında yapılan şikâyetlerde; şikâyetçinin iddiasının doğru olduğuna inanıp inanmadığı belirleyici olgudur. İspat edememe; ancak diğer somut kastı ortaya koyan olgularla birleştiğinde iftira iddiasını güçlendirebilmektedir.

Yargıtay – 267/3 ile 267/4 Ayrımı: Koruma Tedbirinin Türü Belirleyici

Yargıtay; TCK 267/3’ün gözaltı ve tutuklama dışındaki koruma tedbirleri için; 267/4’ün ise gözaltı ve tutuklama için ayrı hukuki sonuçlar öngördiğini içtihat etmektedir. 267/4 uygulandığında iftira eden; TCK 109 kapsamında dolaylı fail olarak ayrıca yargılanmaktadır. Bu iki fıkranın karıştırılarak tek hükmün uygulanması bozma sebebi oluşturmaktadır.

Yargıtay – Özel Zamanaşımının Başlangıcı: Beraat Kesinleşme Tarihi

Yargıtay; TCK 267/8’deki özel zamanaşımı kuralının uygulanmasında; mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihin; mağdur hakkındaki beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşme tarihiyle örtüştüğünü içtihat etmektedir. Bu kararın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayan 8 yıllık zamanaşımı süresi; iftira suçuna ilişkin davanın açılabileceği pencereyi belirlemektedir.

Yargıtay – Etkin Pişmanlıkta “Dönme” Kavramı: Açık ve Koşulsuz Kabul

Yargıtay; TCK 269 kapsamındaki etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için failin asılsız isnadını açık ve koşulsuz biçimde geri alması gerektiğini içtihat etmektedir. “Belki yanılmışım” ya da “iddiamı ispatlayamıyorum” gibi ihtiyatlı ifadeler; gerçek anlamda dönme sayılmamakta ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına zemin hazırlamamaktadır. Dönmenin zamanlılığı; hangi indirim oranının uygulanacağını doğrudan belirlemektedir.

Yargıtay – Delil Uydurma (267/2): Sahte Belge ve Manipüle Edilmiş Kanıt

Yargıtay; TCK 267/2’nin uygulanabilmesi için failin; iftira ettiği kişi aleyhine sahte belge, manipüle edilmiş görüntü ya da uydurma tanıklık gibi maddî bir eser ya da delil oluşturduğunun somut olgularla ortaya konulması gerektiğini içtihat etmektedir. Sözlü ihbar sırasında kullanılan abartılı ya da yanlış beyanlar; 267/2 kapsamına girmemekte; salt 267/1 kapsamında değerlendirilmektedir.

Yargıtay – 267/5 Mahkûmiyet Hâlinde Ağır Yaptırım: Mağdurun Cezasının Mahiyeti

Yargıtay; TCK 267/5’in uygulanabilmesi için mağdurun ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis cezasına mahkûm edilmesinin; iftira edenin asılsız isnadına doğrudan dayanması gerektiğini içtihat etmektedir. Mahkûmiyetle iftira arasındaki nedensellik bağının kanıtlanması zorunludur. İftiradan bağımsız başka delillere de dayanan mahkûmiyet kararlarında 267/5 uygulamasının sınırları ayrıca belirlenmektedir.

Yargıtay – Basın Yoluyla İftira (267/9): Eşdeğer Yayın Organı İlanı

Yargıtay; TCK 267/9’daki mahkûmiyet ilanının; iftira edilen kişinin onurunu onarma işlevi taşıdığını ve bu nedenle ilanın; orijinal iftira yayınının ulaştığı kitleyle orantılı bir platformda yapılması gerektiğini içtihat etmektedir. “Aynı ya da eşdeğer” ölçütü; salt biçimsel benzerlik değil, etki gücü ve izleyici kitlesindeki orantısallık ilkesiyle yorumlanmaktadır.

Sık Sorulan Sorular – TCK Madde 267

İftira suçu hangi cezayı gerektirir?

Temel iftira için 1 yıldan 4 yıla kadar hapis. Delil uydurmakla iftira (267/2) için 1,5 ila 6 yıl hapis. Gözaltı ya da tutuklama hâlinde iftira (267/4) için temel ceza artı ayrıca TCK 109 kapsamında ek hapis. Mağdur mahkûm olduysa (267/5) 20 ila 30 yıl hapis. Tüm bu suçlar re’sen soruşturulmakta olup uzlaşma mümkün değildir.

Suçlama kanıtlanamamışsa iftira suçu oluşur mu?

Hayır; kanıtlayamamak tek başına iftira kastının göstergesi değildir. İftira suçu; failin isnat ettiği fiilin asılsız olduğunu kesin biçimde bilerek ihbarda bulunmasını gerektirir. Gerçek olduğuna inanan ya da şüpheyle de olsa haklı gerekçeyle hareket eden kişi bu suçun faili değildir. Anayasal hak arama özgürlüğü; inandığı iddiaları yetkili makamlara taşıma hakkını güvence altına almaktadır.

İftira suçunda etkin pişmanlık nasıl uygulanır?

TCK 269 kapsamındaki etkin pişmanlık üç kademede işlemektedir: mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce açıkça ve koşulsuz dönme hâlinde ceza verilmez; kamu davası açılmadan önce dönülürse 2/3’e kadar indirim; mahkûmiyet kesinleşmeden önce dönülürse 1/2’ye kadar indirim uygulanır. “Belki yanılmışım” gibi ihtiyatlı beyanlar gerçek dönme sayılmamaktadır.

İftira Suçu Davalarında Danışmanlık Alın

TCK 267 kapsamındaki davalar; iftira kastının doğrudan kanıtlanması ya da çürütülmesi, hak arama özgürlüğü savunmasının doğru kurulması, 267/3 ile 267/4 arasındaki nitelendirme sınırı, etkin pişmanlık için doğru zamanlamayı belirleme ve özel zamanaşımı kuralının hesaplanması bakımından dikkatli bir hukuki strateji gerektirmektedir. Hem mağdur hem de sanık sıfatıyla ilk aşamadan itibaren yanınızda olalım.

Sakarya Ceza Avukatı

Yorum Ekle

Sakarya Avukat Murat Karakoç, ceza hukuku, aile hukuku ve diğer hukuki alanlarda avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Sakarya’da yürütülen hukuki süreçlerde mevzuata uygun ve titiz bir çalışma anlayışı benimsenmektedir.

İletişim Bilgileri

0 532 472 33 54
av.muratkarakoc@hotmail.com
Şeker Mahallesi, Kader Sokak No:30 Adapazarı / SAKARYA