Ara Cinsel Saldırı Suçu ve Cezası – TCK Madde 102 | 2026

Cinsel Saldırı Suçu ve Cezası – TCK Madde 102 | 2026

Cinsel Saldırı Suçu ve Cezası TCK Madde 102

TCK 102 Cinsel Saldırı Suçu – 2026

Hâl / Fıkra Ceza Şikâyet Uzlaşma
102/1 – Cinsel saldırı (temas içeren) 5 – 10 yıl hapis Zorunlu — 6 ay Uygulanmaz
102/1 – Sarkıntılık düzeyi (kısa/ani temas) 2 – 5 yıl hapis Zorunlu — 6 ay Uygulanmaz
102/2 – Vücuda organ veya cisim sokulması 12 yıldan az olmamak üzere hapis Eş dışında re’sen | Eşe karşı: şikâyete bağlı Uygulanmaz
102/3 – Nitelikli hâller (a–e): +1/2 artırım İlgili fıkra × 1,5 Re’sen Uygulanmaz
102/5 – Bitkisel hayat veya ölüm Ağırlaştırılmış müebbet hapis Re’sen Uygulanmaz
Koşullu salıverilme (2026) Cezanın 3/4’ü infaz edilince (cinsel suçlar için özel oran)
Zamanaşımı Mağdurun 18 yaşını doldurduğu tarihten itibaren 15 yıl
Görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi
Eşe Karşı Cinsel Saldırı ve Şikâyet Koşulu: Pek çok kaynakta eksik aktarılan kritik ayrım: TCK 102/2 kapsamındaki vücuda organ/cisim sokulması suçunun eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır. Aynı suçun eş dışındaki kişilere karşı işlenmesinde ise şikâyet aranmaz; savcılık re’sen soruşturur. Bu fark; özellikle aile içi cinsel saldırı davalarında sürecin nasıl başlatılacağını doğrudan belirlemektedir. Ayrıca cinsel suçlarda koşullu salıverilme; genel 2/3 oranı değil, 3/4 olarak uygulanmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi; cinsel arzularla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını fiziksel temas yoluyla ihlal etmeyi yaptırıma bağlamakta; sarkıntılıktan organ sokulmasına uzanan geniş bir eylem yelpazesini kademeli ceza mimarisiyle düzenlemektedir. Uygulamada Türkiye’nin en ağır yaptırım içeren suçları arasında yer alan bu düzenleme; cinsel saldırı, tecavüz, sarkıntılık ve nitelikli cinsel saldırı gibi farklı kavramları tek bir maddede hiyerarşik biçimde birleştirmektedir.

TCK Madde 102 Kanun Metni (Resmî Metin)

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 102 (Değişik: 18/6/2014–6545/58 md.)

Cinsel saldırı

(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Kaynak: mevzuat.gov.tr – 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

Kanun Gerekçesi

TBMM Gerekçesi – TCK Madde 102

Cinsel saldırı suçuyla korunan hukuki yarar; kişilerin cinsel özgürlüğü ve bedensel dokunulmazlığıdır. Suçun oluşması için mağdurun cinsel özgürlüğünün ihlal edilmesi zorunludur. Cinsel özgürlüğün ihlali; cinsel arzularla gerçekleştirilen fiziksel temasa yönelik davranışlar aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu suçun temel şekli; cinsel amaçlı bedensel temas içermeyen taciz biçiminden (TCK 105) ayrılan ve fiziksel temasa dayanmasıyla nitelenen eylemlerdir.

Sarkıntılık kavramı; cinsel nitelikteki kısa, ani ve süreklilik arz etmeyen temas biçimlerini kapsamakta; daha ağır cinsel saldırı biçimlerinden hafifletici bir nitelendirme olarak ayrışmaktadır. Organ ya da cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen eylem ise bütünlük ihlalinin en ağır biçimini oluşturduğundan ayrı ve çok daha ağır bir yaptırım altına alınmıştır.

Suçun nitelikli hâlleri; failin yararlandığı konum, araç ya da işbirliğinden kaynaklanan özel tehlike durumlarını kapsamakta; bu hâllerde ceza yarı oranında artırılmaktadır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis; suçun ölüm ya da bitkisel hayat sonucunu doğurması hâlinde uygulanmakta olup bu durum; neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçun en ağır yaptırımını ifade etmektedir.

Suçun Üç Temel Unsuru

Unsur Açıklama Eksik Olursa
Cinsel davranış Cinsel arzularla gerçekleştirilen, bedene yönelik fiziksel temas içeren eylem Fiziksel temas yoksa → TCK 105 cinsel taciz
Vücut dokunulmazlığının ihlali Failin cinsel nitelikteki teması mağdurun bedenine gerçekleştirmesi Salt söz ya da görüntü yoluyla ihlal → farklı suç
Rıza yokluğu (zımni) Mağdurun eyleme rıza göstermediğinin ya da gösteremeyeceğinin anlaşılması Gerçek rıza varsa suç oluşmaz
Sarkıntılık ile Cinsel Saldırı Arasındaki Fark
Sarkıntılık ile Cinsel Saldırı Arasındaki Fark

Sarkıntılık ile Cinsel Saldırı Arasındaki Fark

Uygulamada en çok yanlış anlaşılan mesele; hangi eylemin “sarkıntılık” hangi eylemin “cinsel saldırı” sayılacağıdır. Bu nitelendirme; ceza aralığını 2–5 yıldan 5–10 yıla taşıyan belirleyici bir sınırdır.

Sarkıntılık Sayılan Davranışlar (2–5 yıl) Cinsel Saldırı Sayılan Davranışlar (5–10 yıl)
Dudak kenarından öpmek Zorla öpmek / uzun süreli ısrarcı öpme
Giysi üzerinden kısa süreli dokunma Giysi içine ya da altına girme
Kalça veya göğse ani, kısa dokunma Cinsel bölgelere ısrarcı ve süregelen temas
Sürünme biçiminde anlık temas Kişiyi tutarak uzun süreli cinsel amaçlı temas
Toplu taşımada ani ve kısa temas Kişiyi köşeye sıkıştırıp süregelen temas
Yargıtay’ın belirleyici ölçütleri: Sarkıntılıktan cinsel saldırıya geçişte; (1) eylemin süresi, (2) ısrarcılığı ve tekrarlanması, (3) eylemin gerçekleştiği vücut bölgesi, (4) kullanılan kuvvet ya da zorlama düzeyi ve (5) fiilin ani mi yoksa planlanmış mı olduğu belirleyicidir. Yargıtay; bu ölçütleri her olayda ayrıca somut biçimde değerlendirmektedir.

TCK 102/2 – Organ veya Cisim Sokulması: Alt Sınır 12 Yıl

Bu fıkra; kanunun öngördüğü en ağır cinsel saldırı biçimini düzenlemektedir. Herhangi bir üst sınır belirlenmemiş olup bireyselleştirme aşamasında mahkeme cezayı serbestçe belirlemektedir.

Durum Ceza Şikâyet
Genel olarak (eş dışı mağdur) 12 yıldan az olmamak üzere hapis Şikâyet aranmaz — re’sen soruşturma
Eşe karşı gerçekleşme 12 yıldan az olmamak üzere hapis Mağdurun şikâyeti zorunlu
Eşe karşı cinsel saldırı hâlâ suçtur: Türk hukuku; evlilik içi zorla cinsel birleşmeyi (tecavüzü) 2005’ten itibaren açıkça suç saymaktadır. Tek fark; eşe karşı 102/2 suçunun şikâyete bağlı olmasıdır. Mağdur eş şikâyet etmezse dava açılmaz; şikâyetten vazgeçerse dava düşer. Bu hüküm; mağdurun tercih hakkını koruma amacıyla öngörülmüştür.

TCK 102/3 – Beş Nitelikli Hâl: +1/2 Artırım

a) Beden veya Ruh Bakımından Savunamayacak Durumda Bulunan Kişi

Yaş, hastalık, engellilik, sarhoşluk, uyku hâli, bilinç kaybı ya da psikolojik rahatsızlık nedeniyle kendisini savunamayacak durumda olan kişilere karşı gerçekleştirilen cinsel saldırı bu bent kapsamındadır. Mağdurun bu durumda olduğunu bilerek fırsatçı biçimde hareket eden fail; birinci ya da ikinci fıkra cezasının 1,5 katıyla yüz yüze gelmektedir.

b) Kamu Görevi, Vesayet veya Hizmet İlişkisinin Nüfuz Kötüye Kullanımı

Kamu görevlisi, vasi ya da hizmet ilişkisi içindeki amirin; bu konumunun yarattığı otorite ve güç dengesini araç olarak kullanarak gerçekleştirdiği cinsel saldırı bu kapsamdadır. İlişkinin sağladığı psikolojik üstünlüğün suçun araçsal zemini olduğunun kanıtlanması zorunludur. Sadece aynı kurumda çalışmak değil; nüfuzun fiilen kötüye kullanılması gereklidir.

c) Hısımlık: Üçüncü Derece Dahil Kan veya Kayın Hısımlığı

Üçüncü dereceye kadar kan ya da kayın hısımlarına (dede-torun, amca-yeğen, kayınpeder vb.) karşı gerçekleştirilen cinsel saldırı; üvey baba, üvey ana, üvey kardeş ve evlat edinen ya da evlatlığa yönelik eylemler bu kapsamdadır. Bu kişilerle aile bağının yarattığı güven ilişkisinin açıkça çiğnenmesi; bu bendin gerekçesini oluşturmaktadır.

d) Silahla veya Birden Fazla Kişi Tarafından

Silahla: TCK 6/1-f kapsamındaki geniş tanım uyarınca; ateşli silahlar, bıçak, sopa ve benzeri nesneler bu kapsama girmektedir. Silahın kullanımı ya da tehdit unsuru olarak gösterilmesi yeterlidir.
Birden fazla kişi tarafından birlikte: En az iki kişinin koordineli biçimde suça katılması zorunludur. Grup hâlinde cinsel saldırı (toplu tecavüz) bu bent kapsamında değerlendirilen en ağır biçimdir.

e) Toplu Yaşam Ortamlarının Kolaylığından Yararlanma

Cezaevi, öğrenci yurdu, yetiştirme yurdu, kışla gibi insanların birlikte yaşama zorunluluğu içinde bulunduğu ortamların denetim boşlukları ve sosyal bağımlılık ilişkisinden yararlanılarak gerçekleştirilen cinsel saldırı bu bendi oluşturmaktadır. Bu ortamların mağdur üzerinde yarattığı savunmasızlık; bendin ağırlaştırıcı gerekçesini oluşturmaktadır.

Cebir ve Rızanın Önemi

Rıza Kavramı: Gerçek, Bilinçli ve Özgür İrade

Rıza; TCK 102’nin uygulanmamasını sağlayan temel savunma argümanıdır. Hukuken geçerli bir rızanın varlığı için; mağdurun ehliyetli (18 yaş ve üzeri, bilinç açık), özgür iradesinin sonucu (cebir, tehdit, baskı yokken) ve bilgilendirilmiş biçimde rızasını göstermiş olması zorunludur.

Rızayı geçersiz kılan hâller:

  • Uyku, bayılma ya da bilinç kaybı hâli
  • Alkol ya da madde etkisiyle karar verme kapasitesinin yitirilmesi
  • 18 yaşın altında olma (çocuk için TCK 103 uygulanır)
  • Tehdit ya da baskı altında alınan rıza
  • Yanıltma ya da kimliği gizleme suretiyle sağlanan rıza
Cebir ve Tehdit: Suçun Unsuru mu, Nitelikli Hâl mi?

TCK 102’de cebir ve tehdit; suçun zorunlu unsuru değil, rızayı ortadan kaldıran olgular olarak işlev görmektedir. Ancak cebir ya da tehdidin ayrıca kasten yaralama sonuçlarına yol açması hâlinde (102/4) gerçek içtima uygulanmakta; ağır yaralama ile cinsel saldırı suçları bağımsız yaptırımlar doğurmaktadır.

Pratik önem: Mağdurun direnişini kırmak için kullanılan güç, mağdurun kolunu kırarsa ya da yüz kırığı oluşmasına neden olursa; hem TCK 102 hem de TCK 87 (ağır yaralama) kapsamında ayrı ayrı ceza verilmektedir.

TCK 102 ile TCK 103 ve TCK 105 Karşılaştırması

Suç Madde Mağdur Eylem Temel Ceza
Cinsel taciz 105 Herkes Temas olmaksızın cinsel rahatsız etme 3 ay – 2 yıl
Cinsel saldırı (sarkıntılık) 102/1 18+ yetişkin Kısa/ani fiziksel cinsel temas 2 – 5 yıl
Cinsel saldırı 102/1 18+ yetişkin Süregelen fiziksel cinsel temas 5 – 10 yıl
Cinsel saldırı (nitelikli) 102/2 18+ yetişkin Organ veya cisim sokulması 12 yıl+
Çocuk cinsel istismarı 103 18 yaş altı çocuk Her türlü cinsel davranış (15 yaş altı) 3 – 15+ yıl

İnfaz: Cinsel Suçlarda Özel Oran

İnfaz Bilgisi – 2026 Güncel

Koşullu salıverilme oranı Cezanın 3/4’ü infaz edilince (genel 2/3’ün aksine cinsel suçlara özgü oran)
Denetimli serbestlik 3/4 öncesi 1 yıl — ancak mahkeme koşullara göre kısıtlayabilir
HAGB uygulaması TCK 102’de ceza yüksek olduğundan HAGB güçtür; beklenti düşük tutulmalı
Adlî sicil Kesinleşen mahkûmiyet her durumda sicile yansır
Yurt dışı çıkış yasağı Yargılama sürecinde soruşturma tediri olarak sıkça uygulanır

Emsal Yargıtay Kararları – TCK Madde 102

Yargıtay – Sarkıntılık ile Cinsel Saldırı Ayrımı: Süre, Israr ve Kapsam

Yargıtay içtihadına göre sarkıntılık ile daha ağır cinsel saldırı arasındaki nitelendirmede belirleyici ölçütler şunlardır: eylemin süresi (anlık mı, süregelen mi), ısrarcılık ve tekrarlama, temas gerçekleştirilen vücut bölgesinin niteliği, kullanılan kuvvet ya da zorlama miktarı ve eylemin planlı mı baskınlık mı içerdiği. Dudak kenarından ani öpme ya da toplu taşımada anlık temas sarkıntılık sayılırken; kişiyi köşeye sıkıştırarak gerçekleştirilen ısrarcı temas cinsel saldırı kapsamına geçmektedir.

Yargıtay – Rıza Analizi: Alkol ve Uyuşturucu Etkisi Rızayı Geçersiz Kılar

Yargıtay; mağdurun alkol ya da uyuşturucu madde etkisiyle karar verme kapasitesinin ciddi biçimde azaldığı durumlarda; verilen onayın hukuken geçerli rıza niteliği taşımadığını içtihat etmektedir. Failin mağdurun bu halinden bilerek yararlandığının kanıtlanması hâlinde; rıza savunması işlevsiz kalmakta ve suç oluşmaya devam etmektedir. Bu değerlendirmede; mağdurun alkol düzeyi, bilinç durumu ve olayın koşulları adlî tıp raporu ile belirlenmektedir.

Yargıtay – Eşe Karşı 102/2: Şikâyetten Vazgeçme Davayı Düşürür

Yargıtay; TCK 102/2’nin eşe karşı işlenmesi hâlinde; mağdur eşin şikâyetini geri almasının kovuşturmanın düşmesi sonucunu doğurduğunu içtihat etmektedir. Ancak bu vazgeçmenin gerçekten özgür irade ürünü olduğunun ve baskı altında alınmadığının mahkemece araştırılması zorunludur. Baskıyla şikâyet geri çektirme olgusunun tespiti; hem cinsel saldırı hem de tehdit suçu kapsamında ayrıca değerlendirilebilmektedir.

Yargıtay – 102/3-d Birden Fazla Kişi: Koordineli Katılım Zorunlu

Yargıtay; TCK 102/3-d kapsamındaki “birden fazla kişi tarafından birlikte” nitelikli hâlinin oluşabilmesi için faillerin koordineli ve aktif biçimde suça katılması gerektiğini içtihat etmektedir. Olay yerinde bulunan ancak bağımsız biçimde hareket eden ya da yalnızca seyirci konumunda kalan kişiler bu bent kapsamında fail sayılmamaktadır. İştirak iradesinin ve aktif katkının somut olgularla kanıtlanması zorunludur.

Yargıtay – Mağdurun İstikrarlı Beyanı: Fiziksel Delil Bulunmamasını Tamamlayabilir

Yargıtay; cinsel saldırı davalarında fiziksel ya da biyolojik delil her zaman mevcut olmadığından mağdur beyanının merkezi delil konumuna geçtiğini kabul etmektedir. Mahkûmiyet için beyanın; soruşturmadan duruşmaya kadar esaslı çelişkiler içermemesi, olayı ayrıntılı ve inandırıcı biçimde aktarması, gönüllü ve ısrar olmaksızın ifade edilmesi ve diğer dolaylı olgularla desteklenmesi zorunludur. Beyan tek başına yeterli olabilmekle birlikte; tek kanıta dayanan mahkûmiyet kararlarında Yargıtay yüksek bir titizlik standardı uygulamaktadır.

Yargıtay – 102/4 Kasten Yaralama ile Gerçek İçtima: Ağır Netice Ayrı Suç

Yargıtay; cinsel saldırı sırasında başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine (kemik kırığı, organ kaybı, bitkisel hayat) yol açması hâlinde; hem TCK 102 hem de TCK 87 (neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama) kapsamında ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğini içtihat etmektedir. Cinsel saldırı cezası; kasten yaralama cezasını emmez. Bu içtima; toplam yaptırım yükünü önemli ölçüde artırmaktadır.

Yargıtay – Savunamayacak Durumda Kişi (102/3-a): Fırsatçı Kullanım Bilinmeli

Yargıtay; TCK 102/3-a’nın uygulanabilmesi için failin mağdurun savunamaz durumda olduğunu bildiğini ya da bilebilecek konumda olduğunun kanıtlanması gerektiğini içtihat etmektedir. Uyku hâlindeki ya da bilinç kaybı yaşayan mağdura karşı cinsel saldırı; bu durumun fırsat olarak bilinçle değerlendirildiğinin ortaya konulmasıyla nitelikli hâle geçmektedir. Rastlantısal durum farkındalığı yeterli olmayıp bilinçli kullanımın ispat edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay – Zamanaşımının Mağdurun 18 Yaşından Başlaması

Yargıtay; mağdurun küçük olduğu cinsel saldırı davalarında dava zamanaşımının; fiilin işlendiği tarihten değil, mağdurun 18 yaşını tamamladığı tarihten itibaren işlemeye başladığını içtihat etmektedir. Bu özel kural; çocukluk çağında uğranan cinsel saldırının erişkinlik döneminde de hukuken takip edilebilmesini güvence altına almaktadır. Bu nedenle çocuklukta maruz kalınan cinsel saldırı için 18 yaş sonrasında da şikâyet hakkı devam etmektedir.

Yargıtay – Hizmet İlişkisinin Nüfuz Kötüye Kullanımı (102/3-b): İlişkinin Araçsallaştırılması Zorunlu

Yargıtay; TCK 102/3-b’deki hizmet ilişkisi nitelikli hâlinin uygulanabilmesi için; salt aynı kurumda çalışmanın yetmediğini, hizmet ilişkisinin sağladığı otoritenin cinsel saldırı için bilinçli biçimde araçsallaştırıldığının kanıtlanması gerektiğini içtihat etmektedir. İş güvencesini tehdit eden ima ya da kariyer baskısı yoluyla oluşturulan psikolojik baskı; bu araçsallaştırmanın tipik göstergeleri olarak kabul edilmektedir.

Sık Sorulan Sorular – TCK Madde 102

Cinsel saldırı suçunun cezası nedir?

Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı için 2 yıldan 5 yıla kadar hapis. Cinsel saldırı (kapsamlı temas) için 5 yıldan 10 yıla kadar hapis. Organ veya cisim sokulması (tecavüz) için 12 yıldan az olmamak üzere hapis. Nitelikli hâllerde ceza yarı artırılır; bitkisel hayat ya da ölüm sonucu ağırlaştırılmış müebbet uygulanır. Cinsel suçlarda koşullu salıverilme cezanın 3/4’ünün infazından sonra mümkündür.

Eşe karşı cinsel saldırı Türkiye’de suç mudur?

Evet. TCK 102/2; eşe karşı zorla organ sokulması biçimindeki cinsel saldırıyı açıkça suç saymaktadır. Ceza aralığı eş dışı mağdurlarla aynıdır: 12 yıldan az olmamak üzere hapis. Tek fark; bu suçun şikâyete bağlı olmasıdır; eş şikâyet etmezse ya da şikâyetinden vazgeçerse kovuşturma açılmaz ya da düşer.

Cinsel saldırı davasında savunma ne yapabilir?

Başlıca savunma argümanları şunlardır: (1) Rıza savunması — mağdurun gerçek, özgür ve bilinçli rızasının varlığının kanıtlanması. (2) Kimlik savunması — eylemin iddia edilen failden değil başkasından kaynaklandığının ortaya konulması. (3) Nitelendirme savunması — eylemin daha ağır cinsel saldırı değil sarkıntılık kapsamında kalması ya da cinsel amaç taşımadığının gösterilmesi. (4) Delil yetersizliği — mağdur beyanındaki çelişkilerin ve destekleyici delil eksikliğinin somutlaştırılması. Her dava; kendi özgün koşulları içinde değerlendirilmektedir.

Cinsel Saldırı Suçunda Danışmanlık Alın

TCK 102 kapsamındaki davalar; sarkıntılık ile daha ağır cinsel saldırı arasındaki nitelendirme, rıza analizinin adlî tıp ve tanık desteğiyle kurulması, eşe karşı suçta şikâyet stratejisi, nitelikli hâl artırımlarının hesaplanması, kasten yaralama ile gerçek içtima değerlendirmesi ve mağdurun beyanının doğru aktarılması bakımından hem mağdur hem de sanık için deneyimli bir ceza avukatı gerektirmektedir. Soruşturmanın ilk dakikasından temyize kadar yanınızda olalım.

Sakarya Ceza Avukatı

Yorum Ekle

Sakarya Avukat Murat Karakoç, ceza hukuku, aile hukuku ve diğer hukuki alanlarda avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Sakarya’da yürütülen hukuki süreçlerde mevzuata uygun ve titiz bir çalışma anlayışı benimsenmektedir.

İletişim Bilgileri

0 532 472 33 54
av.muratkarakoc@hotmail.com
Şeker Mahallesi, Kader Sokak No:30 Adapazarı / SAKARYA