Ara Hileli İflas Suçu ve Cezası – TCK 161 | 2026

Hileli İflas Suçu ve Cezası – TCK 161 | 2026

Hileli İflas Suçu ve Cezası TCK 161

TCK Madde 161–162 Hileli ve Taksirli İflas – Hızlı Ceza Özeti (2026)

Suç / Madde Ceza Şikâyet Mahkeme
161 – Hileli iflas 3 – 8 yıl hapis Şikâyet aranmaz, re’sen (istisnalar hariç) Ağır Ceza
162 – Taksirli iflas 2 ay – 1 yıl hapis Şikâyet aranmaz, re’sen (istisnalar hariç) Asliye Ceza
Ön şart (her iki suç) Ticaret mahkemesince verilmiş kesinleşmiş iflas kararı zorunludur
Fail sıfatı Yalnızca tacir; tüzel kişilerde fiili işleyen yönetici/temsilci
Tutuklama 161: Mümkün | 162: CMK 100/4 gereği mümkün değil
Uzlaşma Mümkün değil
Zamanaşımı 161: 15 yıl | 162: 8 yıl
Mal varlığına elkoyma CMK 128 uyarınca mümkün; CMK 248 ile Türkiye’deki tüm mal ve alacaklara tedbir

Türk Ceza Kanunu’nun 161. maddesi, alacaklıları zarara uğratma kastıyla malvarlığını hileli biçimde azaltan taciri ya da şirket yöneticisini cezalandıran hileli iflas suçunu düzenler. Ekonomik düzen ile alacaklıların mülkiyet haklarını koruyan bu düzenleme; sahte borç yaratmadan mal kaçırmaya, defter gizlemekten sahte bilanço düzenlemeye kadar geniş bir eylem yelpazesini kapsar. Hileli iflasın aksine taksirli iflas (TCK 162), kast içermeyen ama basiretsiz ticari yönetimden kaynaklanan iflasları düzenler ve çok daha hafif bir ceza öngörür.

TCK Madde 161 Kanun Metni (Resmî Metin)

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 161Hileli iflâs

Madde 161– (1) Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması hâlinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için;

  • a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,
  • b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,
  • c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı hâlde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi,
  • d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi,

gerekir.

Kaynak: mevzuat.gov.tr – 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 162 (Karşılaştırma için)Taksirli iflâs

Madde 162– Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni göstermeksizin ve bu yüzden iflâsa sebebiyet veren kişi, iflâsa karar verilmiş olması hâlinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Hileli İflas Suçu Nedir? Özü ve Hukukî Temeli
Hileli İflas Suçu Nedir? Özü ve Hukukî Temeli

Hileli İflas Suçu Nedir? Özü ve Hukukî Temeli

Hileli iflas suçunun koruduğu hukukî değer; alacaklıların malvarlığına güvenerek girdikleri ticari ilişkilerin korunması, ekonomik düzenin sağlıklı işleyişi ve kredi piyasasına duyulan güvendir. Tacir, kredi ilişkilerinde borçlarını ödeyemez hâle geldiğinde alacaklıların başvurabileceği malvarlığını korumakla hukuken yükümlüdür; bu malvarlığını hileli biçimde azaltmak ağır bir cezai yaptırımla karşılanır.

Suçun özü şudur: Tacir, iflas etmeden önce ya da iflasın ardından, alacaklıların alacaklarını karşılayabilecek malvarlığını hileli yollarla gizlemekte ya da azaltmaktadır. Bu eylem; hırsızlıkla değil, güveni kötüye kullanma ve ekonomik hilekârlığın en ağır biçimiyle örtüşür.

Madde 161 Kanun Gerekçesi (Özet): Bu maddede hileli iflas fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. İflasa karar verilmeden önce veya iflasın açılmasından sonra gerçekleştirilen ve alacaklıları zarara uğratmaya yönelik hileli tasarruflar bu suçun konusunu oluşturmaktadır. Suçun oluşabilmesi için kanun koyucu seçimlik hareketleri sınırlı sayıda saymış; bu sınırlı sayımın dışındaki davranışlar başka suç tiplerini oluşturabilir ancak doğrudan bu madde kapsamına girmez.

Suçun Ön Şartı: Kesinleşmiş İflas Kararı

TCK 161 kapsamında ceza verilebilmesi için ticaret mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir iflas kararı zorunludur. Bu; “cezalandırılabilme şartı” niteliğinde bir ön koşuldur. Hileli tasarruflar iflas kararından önce ya da sonra gerçekleşmiş olabilir; önemli olan yargılama aşamasında iflas kararının kesinleşmiş bulunmasıdır.

İflas kararı olmadan TCK 161 uygulanamaz: Fail, aynı hileli tasarrufları gerçekleştirmiş olsa dahi, ticaret mahkemesinden iflas kararı çıkmamışsa TCK 161’den mahkûmiyet mümkün değildir. Bu durum; sanığın iflas davasının sonucunun ceza davasını doğrudan etkilediği anlamına gelir. Uygulamada ceza davası çoğunlukla iflas kararı kesinleştikten sonra başlatılır ya da iflas kararı bekletici mesele sayılır.

Suçun Faili: Tacir ve Şirket Yöneticileri

Hileli iflas suçu özgü bir suçtur; faili yalnızca tacir sıfatı taşıyan kişiler olabilir. Tacir; ticari işletme işleten ve bu işletme adına kendi adına ticari işlemlerde bulunan gerçek ya da tüzel kişidir.

Gerçek Kişi Tacir

  • Ticari işletme sahibi gerçek kişiler doğrudan fail olabilir
  • Şahıs şirketi ortakları fiilî tasarrufa göre sorumludur
  • Küçük esnaf tacir sayılmaz; suçun faili olamaz

Tüzel Kişi Tacirde Sorumluluk

  • Anonim şirket yönetim kurulu üyeleri
  • Limited şirket müdürleri ve yöneticileri
  • Şirket adına yetkili temsilciler
  • Fiilî yönetimde bulunan kişiler (yetkisi olsun ya da olmasın fiilî tasarrufu gerçekleştiren)
Fiilî yönetici sorumluluğu: Yargıtay içtihadına göre hileli tasarrufu bizzat gerçekleştiren kişi, formal olarak şirket organı sıfatı taşımasa bile fail olabilir. Şirketin kâğıt üzerindeki yöneticisi değil, fiilen kararları alan ve uygulayan kişi sorumlu tutulur. Bu nedenle “ben sadece imza attım, kararları başkası verdi” savunması tek başına beraat sonucu doğurmaz.

TCK 161’in Dört Seçimlik Hareketi: Ayrıntılı Analiz

a) Mal Kaçırma, Gizleme veya Değer Azaltma

Bu bent; alacaklıların alacaklarının güvencesi niteliğindeki malların kaçırılmasını, gizlenmesini ya da değerinin azaltılmasına kasıtlı olarak sebebiyet verilmesini kapsar.

Mal kaçırma: Şirket varlıklarını resmî muhasebe dışında tutmak, gerçek değerinin çok altında yakın akrabaya satmak (danışıklı/muvazaalı satış), yurt dışına transfer etmek ya da üçüncü bir kişi adına tescil ettirmek.

Mal gizleme: Envanterde görünmesi gereken stokları, ekipmanları ya da nakit varlıkları muhasebe kayıtları dışında tutmak ya da farklı lokasyonlarda saklamak.

Değer azaltma: Varlıkların tahrip edilmesi ya da bozulmasına göz yumulması; piyasa değerinin çok altında satılması; gerçek değerini yansıtmayan amortisman uygulamaları.

Danışıklı satışın tespitinde mahkemeler; satış bedelinin piyasa değeriyle kıyaslanması, alıcının satıcıyla olan ilişkisi (eş, çocuk, ortak vb.) ve satışın iflas beklentisiyle yakın zamanda yapılmış olması gibi olgulara başvurur.

b) Ticari Defter, Kayıt ve Belgelerin Gizlenmesi veya Yok Edilmesi

Bu bent; hileli mal kaçırma eylemlerinin örtbas edilmesi amacıyla ticari defterlerin, muhasebe kayıtlarının ya da şirket belgelerinin gizlenmesi veya imha edilmesini kapsar.

Yargıtay’ın kritik içtihadına göre, yalnızca defter ve belgelerin iflas idaresine ibraz edilmemesi tek başına bu suçu oluşturmaz. Gizleme ya da yok etme eyleminin; mal kaçırma, değer azaltma ya da sahte borç yaratma gibi bir hileli tasarrufu örtbas etme amacıyla yapılmış olması gerekir. Bu nedenle savcılığın hem gizleme/imha eylemini hem de bunun hangi hileli tasarrufu gizlediğini kanıtlaması şarttır.

Uygulama örnekleri: İflas idaresinden muhasebe yazılımını saklamak; faturaları imha etmek; ticaret sicilinden alınmamış bir şirket üzerinden gerçekleştirilen işlemleri kayıt altına almamak; dijital muhasebe verilerini silmek.

c) Gerçek Olmayan Borç Yaratma – Sahte Senet ve Belge Düzenleme

Bu bent; gerçekte herhangi bir alacak–borç ilişkisi bulunmadığı hâlde, sanki böyle bir ilişki varmış gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesini kapsar. Bu eylem; hileli iflasın en yaygın görünümlerinden biridir.

Sahte alacaklı yaratma: Gerçekte mal ya da hizmet satışı gerçekleşmeksizin düzenlenen senetler, faturalar ya da taahhütname benzeri belgeler aracılığıyla şirketin borç hanesini yapay biçimde şişirmek. Bu yolla iflas masasında yapay alacaklılar oluşturulur ve gerçek alacaklıların iflas masasından alacakları azalır.

Muvazaalı borç sözleşmeleri: Şirketle ortak ya da yakın çevresindeki kişiler arasında gerçek bir alacak–borç ilişkisi doğurmayan ama kayıtlarda büyük borç yaratan sözleşmeler.

Bu eylemin aynı zamanda TCK 204 (belgeyi değiştirme) ya da TCK 207 (özel belgede sahtecilik) kapsamında da değerlendirilebilmesi mümkündür; mahkeme gerçek içtima ilkesi çerçevesinde her suçtan ayrı ceza verebilir.

d) Gerçeğe Aykırı Muhasebe Kaydı veya Sahte Bilanço

Bu bent; aktifin gerçekte olduğundan az gösterilmesi amacıyla yanlış muhasebe kayıtları tutulmasını ya da sahte bilanço düzenlenmesini kapsar. Pasifin yapay biçimde artırılması ya da aktif kalemlerin kasıtlı olarak düşük değerlenmesi bu kapsamda ele alınır.

Aktif küçültme yöntemleri: Stok değerini gerçekte olduğundan çok düşük göstermek; duran varlıkları gerçek değerinin çok altında kaydetmek; tahsil edilebilir alacakları şüpheli ya da değersiz olarak sınıflandırmak; maddi olmayan duran varlıkları (patent, marka, şerefiye) bilançoda göstermemek.

Yaygın şirket uygulaması: Özellikle denetim gerektirmeyen küçük ve orta ölçekli işletmelerde iflas öncesi dönemde çift kayıt tutulması; bir yanda resmî muhasebe kayıtları, diğer yanda gerçek durumu yansıtan kayıtlar. Savcılık bu tür davalarda bilirkişi incelemesi yaptırarak fiilî varlık durumunu resmî kayıtlarla karşılaştırır.

Hileli İflas ile Taksirli İflas Arasındaki Kritik Farklar

Kriter TCK 161 – Hileli İflas TCK 162 – Taksirli İflas
Kast unsuru Zorunlu (özel kast: alacaklıları zarara uğratma) Kast yok; dikkat ve özen eksikliği yeterli
Ceza 3 – 8 yıl hapis 2 ay – 1 yıl hapis
Görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi Asliye Ceza Mahkemesi
Tutuklama Mümkün CMK 100/4 gereği mümkün değil
Zamanaşımı 15 yıl 8 yıl
Katalog suç Evet Hayır
Malvarlığına elkoyma CMK 128 kapsamında mümkün Sınırlı biçimde
Tipik davranış Danışıklı satış, sahte senet, defter imhası Lüks harcama, basiretsiz yatırım, spekülatif risk
Taksirli İflas – TCK 162 Kapsamındaki Davranışlar

Taksirli iflasta fail; ticari hayatta bir tacirin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermemiş ve bu ihmal sonucunda iflas etmiştir. Suç kastı gerektirmez; basiretsiz ticari davranış yeterlidir. Tipik örnekler şunlardır:

  • Gelir düzeyiyle orantısız lüks harcamalar yapmak.
  • Sermayenin önemli bir kısmını şans oyunlarına, spekülatif yatırımlara ya da piyango benzeri riskli işlere yatırmak.
  • Basiretsizce, piyasa araştırması yapmaksızın yüksek riskli işlemlere girmek.
  • Şirket varlıklarını hesapsızca tüketmek.

Yargıtay içtihadına göre taksirli iflas suçunun oluşabilmesi için failin bir tacir gibi makul bir özen sergilememesi ve bu özensizlik ile iflas arasında nedensellik bağı bulunması gerekmektedir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Özel Suç Sayılan Hâller

Re’sen Kovuşturma – İstisnalar

Hileli iflas ve taksirli iflas suçlarının soruşturulması kural olarak şikâyete bağlı değildir; savcılık re’sen harekete geçer. Mağdurun şikâyetçi olmaması ya da şikâyetten vazgeçmesi davayı durdurmaz.

TCK 167/2 istisnası: Suçun, belirli aile bireyleri ya da birlikte yaşanan kişiler zararına işlenmesi ve başka kişilerin zarar görmemesi hâlinde suçun takibi şikâyete bağlıdır. Bu kişiler şunlardır: ayrılık kararı verilmiş eş; aynı konutta yaşamayan kardeşler; aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen ya da ikinci derece kayın hısımları. Bu istisnalar, yalnızca küçük aile çevresini kapsayan ve geniş bir alacaklı kitlesini mağdur etmeyen durumlar için öngörülmüştür.

Uzlaşma: Hileli iflas ve taksirli iflas suçlarında uzlaşma mümkün değildir.

Malvarlığına Elkoyma ve Tedbir (CMK 128 ve 248)

Hileli iflas soruşturmasında savcılık iki önemli tedbir mekanizmasına başvurabilir:

  • CMK 128 – Elkoyma: Suçtan elde edilen ya da suçta kullanılan hak, alacak ve malvarlığı değerlerine mahkeme kararıyla el konulabilir. Bu tedbir, hileli iflasta kaçırılan varlıkların takibinde kritik öneme sahiptir.
  • CMK 248 – Mal varlığına tedbir: Sanığın Türkiye’deki tüm mal, hak ve alacakları üzerine yargılama aşamasında tedbir kararı alınabilir. Bu sayede yargılama sonunda verilecek tazminat ya da müsadere kararlarının infaz edilebilirliği güvence altına alınır.
Bu tedbirler, sanığın diğer varlıklarını da koruma altına aldığından ticari hayata ciddi kısıtlamalar getirir. Sanık için en kritik hukuki adım, tedbir kararının kaldırılması ya da kapsamının daraltılması için hızla başvuruda bulunmaktır.

Hileli İflasın İflas İdaresiyle İlişkisi

İflas idaresi; iflasın açılmasıyla birlikte atanan ve borçlunun malvarlığını yönetip alacaklılara dağıtan bir organdır. Hileli iflas soruşturmasında iflas idaresi birincil şikâyetçi ve bilgi kaynağı konumundadır. İflas idaresinin mahkemeye sunduğu raporlar, savcılığın şüpheli işlemleri tespit etmesinde belirleyici bir rol oynar.

İflas idaresinin talebiyle savcılık soruşturma başlatabilir; aynı şekilde alacaklılar da şikâyette bulunarak süreci tetikleyebilir. Uygulamada en çok şikâyet; sırasıyla banka ve finans kuruluşları, ticari alacaklılar ile iflas idaresinin kendisinden gelmektedir.

Suçla Bağlantılı Diğer Suçlar ve İçtima

Hileli iflas eylemi, çoğu zaman başka suçlarla iç içe geçer. Gerçek içtima ilkesi uyarınca her suçtan ayrı ceza verilir:

Bağlantılı Suç TCK Maddesi Açıklama
Sahtecilik (özel belgede) TCK 207 Sahte fatura, senet ya da borç belgesi düzenleme
Resmi belgede sahtecilik TCK 204 Resmî nitelikteki ticari kayıtlarda tahrifat
Vergi kaçakçılığı VUK 359 Çift defter tutma ya da sahte fatura ile vergi kaçırma
Dolandırıcılık TCK 157–158 Alacaklıları hileli yollarla aldatma
Güveni kötüye kullanma TCK 155 Şirket varlıklarını amaç dışı kullanma
Kara para aklaması TCK 282 Kaçırılan varlıkların aklanması

Emsal Yargıtay Kararları – TCK Madde 161

Yargıtay – Defter İbraz Etmeme Tek Başına Suç OluşturmazYargıtay içtihadına göre ticari defter ve belgelerin iflas idaresine ibraz edilmemesi ya da teslim edilmemesi, tek başına TCK 161/1-b kapsamında hileli iflas suçunu oluşturmaz. Bu eylemin suç sayılabilmesi için gizleme ya da yok etme eyleminin, mal kaçırma gibi hileli bir tasarrufu örtbas etme amacıyla gerçekleştirilmiş olduğunun somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Salt ibraz etmeme; disiplin yaptırımı ya da İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki yaptırımları doğurabilir, ancak ceza hukuku anlamında bu madde kapsamına girmez.

Yargıtay – Danışıklı (Muvazaalı) Satışın Hileli İflas Kapsamında DeğerlendirilmesiYargıtay içtihadına göre şirket varlıklarının, iflas sürecinin yaklaştığı dönemde eş, çocuk ya da yakın iş ortağı gibi kişilere gerçek piyasa değerinin çok altında devredilmesi, TCK 161/1-a kapsamında malın değerinin azaltılmasına neden olma hâlini oluşturur. Satışın gerçek olmadığının kanıtlanmasında; devir bedelinin piyasa değeriyle kıyaslanması, alıcının satıcıyla olan ilişkisi ve satış tarihinin iflas tarihiyle yakınlığı belirleyici olgular olarak değerlendirilir.

Yargıtay – İflas Kararının Kesinleşmesi Ön ŞartıYargıtay’ın yerleşik içtihadına göre TCK 161 kapsamında ceza verilebilmesi için ticaret mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir iflas kararının bulunması zorunludur. İflas davası hâlâ sürmekte ya da iflas kararı kesinleşmemiş ise sanık hakkında bu maddeden mahkûmiyet kararı verilemez. Ceza davası iflas kararı bekletici mesele sayılarak durdurulabilir ya da iflas kararı kesinleştikten sonra davanın yeniden görülmesi gerekebilir.

Yargıtay – Özel Kastın İspatı ve Alacaklıları Zarara Uğratma AmacıHileli iflas suçu özel kast içeren bir suçtur. Yargıtay içtihadına göre failin hileli tasarruflarda “alacaklılarını zarara uğratma amacıyla” hareket ettiğinin kanıtlanması şarttır. Bu özel kastın yokluğu —örneğin failin iflasın bu kadar yakın olduğundan habersiz olması ya da iyiniyetli ticari bir karar vermiş olması— suçun oluşmasını engeller. Kastın belirlenmesinde; işlemin zamanlaması, işlemin özgül koşulları ve failin o dönemdeki genel ticari tutumu gözetilir.

Yargıtay – Fiilî Yöneticinin SorumluluğuHileli iflas suçu kapsamında “fail” yalnızca ticaret siciline kayıtlı resmi yönetici değil, fiilen şirket yönetimini elinde bulunduran kişidir. Yargıtay içtihadına göre resmi olarak yönetici sıfatı taşımayan ancak şirket adına hileli tasarrufları fiilen gerçekleştiren kişi de bu suçun faili olabilir. “Ben imza attım, kararı başkası verdi” ya da “resmi yönetici değilim” savunması, fiilî yönetimin kim tarafından kullanıldığı somut olarak ortaya konulduğunda beraat sonucu doğurmaz.

Yargıtay – Sahte Bilanço ile Hileli İflas İlişkisiGerçeğe aykırı muhasebe kayıtları aracılığıyla aktifin olduğundan az gösterilmesi, TCK 161/1-d kapsamında değerlendirilir. Yargıtay, bu eylemin tespitinde bilirkişi raporlarına büyük önem atfetmektedir. Ancak hatadan kaynaklanan muhasebe yanlışlıklarının (taksirli hata), kasıtlı yanıltmadan ayırt edilmesi gerektiğini, kastın somut delillerle —özellikle tutarlı çift kayıt pratikleri, sistematik düşük değerleme ve işlemin zamanlaması— ortaya konulması gerektiğini içtihat etmektedir.

Yargıtay – Hileli İflas ile Taksirli İflasın AyrımıYargıtay içtihadına göre hileli iflas (TCK 161) ile taksirli iflas (TCK 162) arasındaki temel ayrım; failin alacaklıları zarara uğratma kastının varlığına bağlıdır. Ticari hayatta gerçekleştirilen basiretsiz kararlar —riskli yatırımlar, lüks harcamalar ya da yanlış yönetim— tek başına hileli iflas kapsamına girmez. Ancak bu kararların iflasın yaklaştığını bilen bir kişi tarafından ve alacaklıların payına düşeni azaltmak amacıyla bilinçli olarak gerçekleştirildiği kanıtlandığında hileli iflas hükümleri uygulanır.

Sık Sorulan Sorular – TCK 161 Hileli İflas

Hileli iflas suçunun cezası ne kadardır?

TCK 161 uyarınca hileli iflas suçunun cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir. Bu ceza, bireyselleştirme araçları (iyi hâl indirimi, pişmanlık, kastın yoğunluğu) ve varsa haksız tahrik gibi etkenler değerlendirilerek aralık içinde somutlaştırılır.

Hileli iflas suçunun faili kim olabilir?

Hileli iflas suçunun faili yalnızca tacir sıfatına sahip kişiler olabilir. Şirketlerde; yönetim kurulu üyeleri, müdürler, yetkili temsilciler ve fiilî yöneticiler bu suçun faili olabilir. Küçük esnaf gibi tacir sayılmayan kişiler bu suçun faili olamaz.

Hileli iflas suçunun oluşması için iflas kararı şart mıdır?

Evet. TCK 161 kapsamında ceza verilebilmesi için ticaret mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir iflas kararı zorunludur. Bu bir “cezalandırılabilme şartı”dır; hileli tasarruflar iflas kararından önce ya da sonra gerçekleşmiş olabilir, ancak yargılama aşamasında iflas kararı kesinleşmiş bulunmalıdır.

Hileli iflas ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

Dolandırıcılıkta (TCK 157) fail, mağduru bizzat hileyle kandırarak malvarlığı zarara uğratır; ikili bir ilişki söz konusudur. Hileli iflasta ise fail; alacaklılarla doğrudan temas kurmaksızın, kendi malvarlığını gizlemek ya da eksiltmek suretiyle alacaklıların iflas masasından alacaklarını azaltır. Bağlantılı eylemler nedeniyle her iki suç da aynı olayda bir arada oluşabilir; bu durumda gerçek içtima hükümleri uygulanır.

Taksirli iflasta tutuklama kararı verilebilir mi?

Hayır. CMK 100/4 hükmü uyarınca taksirli iflas suçundan (TCK 162) şüpheli ya da sanık hakkında tutuklama kararı verilemez. Hileli iflas suçunda (TCK 161) ise suç katalog suç kapsamında yer aldığından tutuklama kararı verilebilir.

Şikâyet süresi var mıdır?

Hileli ve taksirli iflas suçları kural olarak şikâyete bağlı değildir; savcılık re’sen soruşturur. Dolayısıyla genel bir şikâyet süresi kısıtlaması uygulanmaz. Yalnızca TCK 167/2’de sayılan belirli aile bireyleri zararına işlenme hâlinde şikâyete bağlılık söz konusu olur ve bu durumda 6 aylık şikâyet süresi geçerlidir.

Hileli İflas Suçunda Danışmanlık AlınTCK 161 kapsamındaki hileli iflas soruşturmaları; ticaret hukuku, ceza hukuku ve icra–iflas hukukunun kesiştiği, birden fazla delil türünün (muhasebe kayıtları, bilirkişi raporları, ticaret sicili verileri, banka kayıtları) birlikte değerlendirilmesini gerektiren karmaşık davalardır. İflas kararı öncesi ya da sonrası yapılan ticari işlemlerin hukuki nitelendirilmesi, malvarlığına konulan tedbirlere itiraz ve savunma stratejisinin oluşturulması aşamalarında deneyimli bir ceza avukatına danışmanız hak kayıplarını önler.

Sakarya Ceza Avukatı

Yorum Ekle

Sakarya Avukat Murat Karakoç, ceza hukuku, aile hukuku ve diğer hukuki alanlarda avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Sakarya’da yürütülen hukuki süreçlerde mevzuata uygun ve titiz bir çalışma anlayışı benimsenmektedir.

İletişim Bilgileri

0 532 472 33 54
av.muratkarakoc@hotmail.com
Şeker Mahallesi, Kader Sokak No:30 Adapazarı / SAKARYA